Terörsüz Türkiye hedefinde sona doğru

Paylaş:

Terörsüz Türkiye hedefinde önemli bir aşamaya gelindi. İki yıllık süreç boyunca verilen çaba şimdi uygulama boyutuna geçiyor. PKK terör örgütünün feshinin hukuki işleyişini belirleyecek çerçeve yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçerek, yürürlüğe girmesi bekleniyor. Söz konusu yasa teklifi, genel af niteliği taşımıyor. Esasen ceza indirimi öngörülüyor ama terör saldırılarından ceza alanları ve örgüt elebaşını kapsamıyor. Yasa teklifi, geçerliliğini 6 ayla sınırlıyor. Bu süre içinde kapsam içine alınan pozisyonda olan örgüt mensuplarının başvurusu esas alınıyor.

6 aylık süre içinde örgütün tüm unsurlarıyla ve tüm silahlarıyla sonlanması isteniyor. Bu süre içinde devlet, cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında ilgili bakanlıkların katılımıyla oluşacak kurulla süreci takip edecek ve buna göre tespit yapacak. Teyidini ve dolayısıyla onayını Milli Güvenlik Kurulu (MGK) yapacak. Sonra yasa işlemeye başlayacak.

Her şeyden önce ifade edilmelidir ki, bu yasayla terörle mücadele kanunu ortadan kalkmıyor. Devletin nitelikleri ve milletin değerleri zedelenmiyor. Seçime, oy hesabına dayalı dar parti çıkarları gözetilmiyor. Şehit yakınları ve gazilerimizin incinmemesi için büyük titizlik gösteriliyor.

Yıllardır yazarız, söyleriz Mehmetçiğin dış cephede bileğini bükebilecek bir güç yoktur. Ancak esas olan iç cephedir. 50 yıldır bir ev öbür eve düşman olsun diye uğraşıldı. İç çatışma iklimi hakim olsun istendi. Türkiye’yi hedefe koyan sömürgeci emperyalizm ve soykırımcı Siyonizm arkasına sığınak yaparak, PKK terör örgütünü daima besledi, ayakta tuttu.

Başaramadılar ve yenildiler. Unutulmamalıdır ki; emperyalizmde yenilir. Hedefe koyduğu ülkenin bileğini bükebilmek için bir dener, iki dener, çokça dener. Sonunda bükemediği eli tamamen kaybetmemek için bu defa elini uzatır ve ilişki kurmak ister. Bu ilişki; geçmişin asimetrik ilişkisinden simetrik ilişkiye geçişi tarif eder. İşte şimdilerde emperyalizmin Türkiye’ye yönelik durumu tam da budur. Elbette o ele de hep dikkat etmek gerekir.

Türkiye bölgesinde ortaya koyduğu güçlü iradesiyle emperyalizmin alanını daraltmış, uzantısı olan terör örgütünün münfesih haline gelmesini sağlamıştır. Bu tablo dar parti çıkarlarına, oy hesaplarına kurban edilemez.

Siyaset alanının silahtan, şiddetten, terörden arındırılarak, seçmenin hukukun korunması, özgür iradesinin zedelenmemesi esastır. Yıllardır terör örgütü siyasi koluyla, her seçim döneminde siyasi alana izini, gölgesini yansıtıyordu. Son dönemde özellikle muhalefet partileri de, iktidar olabilmek için bu tabloya ya sessiz kalıyor ya da çoğu zaman oy hesabına dayalı olarak yararlanmaya çalışıyordu. Bu durum siyaset alanını zedeliyor, demokrasimize zarar veriyordu.

Şimdi bu tasfiye süreci doğru bir şekilde sonuçlanırsa, tüm bu sorunlar sona erecek. Teröre karşı mücadele de trilyonlarca dolarlık harcamalar sona erecek. Bu kaynak Türkiye’nin üretim gücünün artmasına, kalkınmada yükselişine ayrıldığında, halkın her ferdinin hanesine olumlu olarak yansıyacak.

Son zamanlarda sıkça gittiğim Diyarbakır’da beni en çok etkileyen; Diyarbakırlıların gecelerini gündüzmüş gibi yaşamalarıydı. Bu durum sanki kayıp gündüzlerini yaşamak içindi, onun telafisi gibiydi. Zira geçmişte boyu kadar silahıyla çocuklar dahi örgütün talimatıyla esnafa kepenk kapattırıyordu. O günleri, o gündüzleri özleyen yoktur. Şiddetin, akan kanın durduğu, silahların sustuğu, yüreklerdeki biriken coşkuyla halaylara kalkıldığı geceler bile artık gündüz kıvamındadır.

Biz bu toprakların hiçbir zaman kir, pas tutmayacağına inandık. İç cephemizin hiçbir kirli dış elle dağıtılamayacağı duygu ve düşüncesine yaslandık. Ve hep dedik ki; benim Çanakkale ruhuyla yoğrulmuş yiğit Kürt’üm sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı Siyonizm’in piyonu olamaz .Oluyorsa da Kürt kimliğini taşıyamaz.