15 Temmuz şanlı destanının 10.yılındayız. Her yıl aynı hassasiyeti, aynı mücadele azmini yeniden ortaya koyuyor ve bunun ne denli hayati önemde olduğunu vurguluyoruz.
İlk günden bugüne altını çizdiğimiz husus, 15 Temmuz’un bilincinin önemidir. Zira sıklıkla ifade ediyoruz ki, bilgi bilince dönüşmedikçe kalıcı olmuyor, süreklilik taşımıyor, etkisini koruyamıyor. O yüzden de 15 Temmuz bilinci esas olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; ne yaşadığını, nasıl yaşadığını kavrayamayanların geleceğini başkaları tayin eder. Zira yeryüzünde sömürgeci damar kurutulmadıkça insanlık rahat yüzü göremeyecek. Sömürgeci emperyalizmin ve onun tüm uzantıları, işgallerle, darbelerle, terörle sömürü düzenini ayakta tutmak için şer hedeflerinden hiç vazgeçmeyecekler.
FETÖ ihanet şebekesi, sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı Siyonizm’in piyonu olarak, aradan geçen 10 yıla rağmen hâlâ varlığını korumaya, yeniden büyümeye çok heveslidir. Bugüne kadar FETÖ’ye karşı gösterilen mücadeleye rağmen hâlâ şer şebekesi yeniden yapılanmanın gayretindedir. Bugünlerde 81 ilde eşzamanlı olarak 968 şüpheli hakkında operasyon başlatıldı. Aralarında birçok kamu görevinde aktif olanlarda bulunuyor. Bu operasyon, örgütün yeni bir mahrem yapılanmasının deşifre edilmesiyle gerçekleştiği belirtiliyor.
Görüldüğü gibi FETÖ ihanet şebekesi, elebaşı öldüğü halde, varlığını sürdürmeye, yeniden büyümeye yönelik şer çabası devam ediyor.
O yüzdendir ki, 15 Temmuz kararlılığı, direnci, azmi, inancı asla en ufak bir zaafa uğramamalı, zerre zedelenmeye imkan verilmemelidir.
Türkiye sevdalısı herkesin bulunduğu kurumda, yılmaz savaşçı azim ve kararlılığıyla davranması esastır. Yılmaz savaşçılar; FETÖ mücadelesinde “hiç kimse mücadele etmese de ben yeterim, ben varım ve canım pahasına bu mücadelenin neferiyim” diyenlerdir.
15 Temmuz 10.yılında da bir kez daha vurgulanmalıdır ki, 15 Temmuz; Çanakkale Zaferi’nin, milli mücadelenin toplamıdır. Yeniden bağımsızlığa sahip çıkma iradesidir. Bu uğurda milletin kıyamıdır, bu uğurda yeniden destan yazmasıdır. Canlarını veren kahraman şehitlerimiz, ölümü göze alan kahraman gazilerimiz, o gecenin karanlığını aydınlığa dönüştürdüler. Ülkenin, milletin bağımsızlığı için hiçbir şeyden korkmadılar. Tankların önünde bedenleriyle, çıplak elleriyle siper oldular. Çalıntı sorularla edinilmiş makam, rütbe, üniforma ile halka kurşun sıkanlara karşı vatanlarını, bayraklarını, ezanlarını, değerlerini, istiklallerini canları pahasına korudular. Allah onlardan bin defa razı olsun.
İşte 10. yılında 15 Temmuz bilinci, bu ruhun hücrelerimize işlemesidir. Hiçbir kuvvet altında, FETÖ’ye karşı mücadeleden asla vazgeçmemektir, yılmamaktır. 15 Temmuz bilinci; sömürgeci emperyalizme, soykırımcı Siyonizm’e ve tüm uzantılarına karşı mücadele yeminidir.
15 Temmuz bilinci; ne yaşandığını, nasıl yaşandığını iliklerine nakşetmek ve asla unutmamak ve unutturmamaktır.
Zira unutulmamalıdır ki; unutulan ihanet tekrarlanır… Unutursak kalbimiz kurusun…
