Provokasyon tetikçilerinin kirli gayretleri

Paylaş:

Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefi bir devlet stratejisi olarak belirlenen rotasında sonuca doğru yol alıyor. Gelinen aşama bu sürecin en titiz aşaması. Bu titizlik sadece meselenin belirlenen hukuki çerçevesinin uygulanmasıyla sınırlı değil. Esasen hem siyasal hem de toplumsal açıdan da gösterilmesi gereken azami özeni içeriyor.

Bu noktada en önemli olan husus, bu aşamada yani meselenin çözümüne en çok yaklaşılan ve nihai noktasına varılacak olan bu evresinde provokasyonların artırılması çabasıdır. Bunun için de öncelikli olan nelerin provokatif çaba olduğunun net olarak belirlenmesidir. Diğer bir ifadeyle meselenin çözümüne katkı sağlayacak, çözümün işleyişine yönelik fikri yaklaşımlar, yapıcı eleştiriler söz konusu provokatif çabalarla karıştırılmamalıdır. Esassen bu ayrımı yapmakta hiç de zor değildir. Olmayanı varmış gibi göstermek, var olanı yokmuş gibi davranmak bu sürece destek değil köstek olma çabasıdır. Bu çabada provokatif gayretlerin zeminidir. Sürecin ruhuyla örtüşmeyen, kışkırtıcı beyanlarla toplumun sinir uçlarına dokunarak bozgunculuğa yeltenmek, süreci baltalamaktır. Bu çabanın da besleyicisi olanlar terörden çıkar devşirenlerdir.

PKK terör örgütünün bugüne değin içinden geçen, içine yerleşen ve sahaya yönlendiren dış eller, bugün ellerinin kırılmasının acısı içindedir. Bilhassa son dönemde sömürgeci emperyalizmin bölgedeki soykırımcı Siyonist karakolu İsrail’in, özellikle Suriye üzerinden Türkiye’yi sıkıştırma gayretlerinin sonuçsuz kalması kaçınılmazdır. Yine de son çare olarak, örgütün ve onun siyasi uzantısı içinden devşirmeleriyle süreci baltalamanın şer hevesindeler. Çok iyi bilmektedirler ki, gelinen aşamada yapabilecekleri son çare, bu noktadır. PKK ve DEM içinden bazılarının kimi açıklamaları bu son çarenin dışa vurumudur.

Öcalan’ın örgütünün feshine yönelik yaptığı açıklamada;

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” demişti. Bu sözlerin ve ortaya koyduğu yaklaşımın üstüne çıkmak, farklılık göstermek ve daha da ileri giderek, bölücü tavrı korumak, sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı Siyonizm’in beklentilerini karşılama çabasıdır. Sırtını Türkiye hasımlarına dayamaya devam etme arzusudur. Ama nafile çabadır. Sonuç almaları mümkün değildir. Devletin kararlılığı esastır. Siyasi iradenin süreci başarıyla en hassas biçimde sonuçlandırma azmi sarsılmazdır.

Yıllardır bir ev öbür eve düşman olsun diye şer hedef güttüler. Başaramadılar. Aynı inancın, aynı kültürün, aynı toprağın çocukları bu şer çabaya, emperyalizmin, Siyonizm’in kirli planlarına teslim olmadılar. Bugün de olmayacaklar. Birlik içinde, daha fazla bütünleşerek, geleceğe güvenle bakacaklar.

Dün olduğu gibi bugünde sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı Siyonizm’in kirli ajandası sonuç alamayacak. Sultan Alpaslan’ın ve Selahaddin Eyyubi’nin torunları, kendilerine vatan kılınan topraklarda birlikte, ortak vatanı korumaya devam edecek. Çanakkale ruhu, iradesi dün olduğu gibi bugünde emperyalizme geçit vermeyecek. Milli mücadelenin değerini asla yıprattırmayacak.

Sömürgeci emperyalizm, soykırımcı Siyonizm ve onların sahaya sürdükleri asla galip gelemeyecek. Provokasyon tetikçilerinin kirli gayretleri, halkın nezdinde asla zemin bulamayacak.

Buna olan inancımız tamdır.