Kerim devlet ve ihanet şebekeleri

Paylaş:

Bir devletin milletine olan sorumluluğu, her alanda adaletin esas alınmasıdır. Hakkın, hukukun, adaletin esas alındığı devlet yapısı, milletin devletini tarif eder ki o devlet; kerim devlettir.

Milletiyle bütünleşen, onun hizmetinde olan, milletin iradesine sımsıkı bağlı, iç bütünleşmeyi sarsılmaz kararlılıkla sağlayan devlet, kerim devlettir. Kerim devlet, milletine müşfik, onu fitneyle ayrıştırmaya, bölmeye çalışana demir yumruktur.

Milletine karşı asıksuratlı, kayıtsız, dayatan devlet cebberut devlettir ki, o devlet; milletin esasen hasmıdır.

Devlet, esasen soyut bir kavramdır ve ona ruh veren, onu ete kemiğe büründüren milletiyle olan bağıdır, milletiyle hemhal olabilme yeteneğidir, yapısıdır. Bu bağlamda yıllardır vurgularız; devlet milletiyle bütünleşirse güç olur ve o güçte iyi yönetilirse gerçek olur. İyi yönetilemeyen güç de, milletinin hizmetinde olamaz. Dış ellerin ilgisine mazhar olur ve içten içe denetimini yitirir ve içeride idare edilen ama dışarıdan yönetilen devlete dönüşür.

FETÖ ihanet şebekesinin tüm şer çabası bunun içindi. Devleti ele geçirerek, Türkiye’yi içeride idare edilen ama dışarıdan yönetilen bir duruma düşürmek için yıllarca çabaladı. Devletin nerdeyse tüm kurumlarına sızarak, kerim devletin önünü keserek, ceberrut devlete dönüştürmeye çalıştı. Ülkenin bir neslini, devlet-millet bütünleşmesinin hizmetine değil, örgütünün küresel efendilerinin hizmetine sundu. Böylece bir nesli yok etti. Kirli bir para trafiğini küresel efendilerinin emriyle yönetti. Ekonomide uzantılarıyla yönlendirici ama istenildiğinde tahrip edici, yıkıcı bir işlev üstlendi. Tüm bunlar için; küresel efendilerinin yani sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı siyonizmin emrinde onların kirli ajandalarının gereğini yapmak için çaba sarf etti. Halkın inancını istismar etti. İslam’ın toplumsal değerlerini zedeleyerek, büyük ve yaygın tahribat yaptı.

Sonunda en büyük cerehatını, safrasını 15 Temmuz’da dökerek, şerrinin nirvanasına çıkmaya çalıştı ama halkın inancının, direncinin, kararlılığının sarsılmaz cephesine yenik düştü. Tüm maskeleri de bir bir düştü ve milletin ve onun kerim devletinin düşmanı, casusluk, istihbarat yapılanmasıyla ihaneti tüm kılcallarıyla açığa çıktı. Ama mücadele bitmedi. Bu ihanet şebekesinin arkasındaki Türkiye düşmanı irade varlığını korudukça, var olmanın türlü yollarına yeltendi. Kendisi gibi sahte kimliklenmeyle cemaat yapılanmalarında konumlanmaya çalıştı.

Toplumda “Süleymancılar” olarak bilinen ve kendisine benzer yöntemlerle yapılanan bir başka örgütlenmeye yöneldi. Bu örgütlenmeden nasiplenmeye, zaman içinde güçlü bağlar, ittifaklar geliştirerek, yine devleti ele geçirmeye, kontrol etmeye çalıştı. Siyasi desteklerini bu şer hevese göre belirledi. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak, onun karşısında bir güç oluşturmak için siyasi yapılara, partilere, adaylıklara, liderliklere el attı, yakın durdu, destek oldu. Tüm bunlar için yolsuzluklara, usulsüzlüklere, kirli para trafiğine ihtiyaç duyuldu. Siyaseti finansmanıyla, istenilen adayla, tercih edilen siyasi partilerle iktidarın yine küresel efendilerinin hizmete sunmak üzere kontrol edilebileceği şer hesabı yapıldı.

Amcak tüm bu şer çabalara karşın devletin FETÖ ve ona benzer yapılara karşı refleksi diri ve canlıdır. Bu refleks şimdi de toplumda “Süleymancılar” olarak bilinen ve başında Alihan Kuriş isimli kişinin bulunduğu bir yapılanmaya yönelik harekete geçmiştir. Yasadışı para trafiği, yolsuzluk-dolandırıcılık bu yapılanmada da tespit edilmiş durumda.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, ‘Alihan Kuriş liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütü’ olarak tanımlayarak, yürüttüğü soruşturma kapsamında 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenerek, örgütün lideri Alihan Kuriş’in de aralarında yer aldığı 33 şüphelinin gözaltına alındı.

Şuan kadar medyaya yansıyan bilgiler çok çarpıcı.

Bu yapılanma ile bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildiği belirtiliyor.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi bir TV yayınında bu yapılanmayla ilgili ;” Şu anda biz biliyoruz Avrupa’da, Avrupa’nın Almanya’nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bittiği zaman da 70 milyon dolarlık büyük bir yatırım bu. Büyük bir genel merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde, inşaat tamamlandığında faaliyetlerin tamamının oraya da kaydırılacağını, artık faaliyetlerin orada yürütüleceğini de değerlendiriyoruz. Dolayısıyla örgütün suç ayaklarına yönelik olarak, finansal ayaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışılan bir operasyondu. Bugün de gerçekleştirilmiş oldu” ifadelerini kullandı.

Görüldüğü gibi FETÖ benzeri bir yapılanmayla ve onunla bağının da olduğu düşünülen bir örgütle karşı karşıyayız. Bu örgütte, Almanya’da konuşlanarak, FETÖ’nin ABD Pensilvanya eyaletindekine benzer bir işlev üstleneceği izlenimini veriyor. Örgütün Köln şehrinde bu denli büyük bir yatırımının Alman devletinin gözünden kaçması mümkün değildir .

Bu yanıyla da çok dikkat çekici bir tabloyla yüzyüzeyiz. Soruşturma süreci derinleştikçe kuşku yok ki, çok daha derin bağlar ortaya çıkacaktır.

Uzun sözün kısası, Türkiye’nin devlet-millet bütünleşmesi ve iç cephenin tunç olma hali, şer odaklarını rahatsız etmeye devam ediyor. Onların rahatsızlığı da bizi mutlu etmeye yetiyor.