İran savaşında Hürmüz Boğazı düğümü bir türlü çözülemiyor. Lübnan için duyurulan ateşkes üzerine İran’ın da Hürmüz Boğazı’nı açtığını bildirmesine rağmen uygulamada uzun süre devam etmedi. Zira ABD’nin boğazdan geçen İran gemisine saldırması, İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukasına geri dönmesine yol açtı.
Neyin ne kadar süreceği bir türlü kestirilemiyor. İran Savaşı, Hürmüz Boğazı’na yönelik açmazlarıyla daha da belirsizliğe doğru sürükleniyor.
ABD Başkanı Trump’ın birbiriyle çelişkili tutumunun yörüngesindeki savaş, gelgitlerle devam ediyor. Bir yandan müzakerenin tekrar başlayacağı ifade ediliyor, bir yandan gerilim de olunca hızıyla devam ediyor. Çoğu zaman bir tarafın diğer taraf konusunda duyurduğu bir gelişme anında diğer tarafca yalanlanıyor. İnişli çıkışlı bu seyir, belirsizliği de besliyor.
Öyle ya da böyle sonuçta somut bir durum var ortada. O da Hürmüz Boğazı’nın kilit önemi. Bu kilit açılmadan savaşın seyri belirginleşmemeye kilitlenecek.
Hürmüz Boğazı; günde yaklaşık 20 milyon varille küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği, Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan dünyanın en kritik enerji nakil noktası olarak bu savaşın jeopolitik odağıdır. İran ve Umman arasında yer alan bu dar Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Katar ve BAE’den çıkan petrolün dünyaya ulaşımını sağlayan tek deniz yolu olmasıyla sadece bölgesel değil aynı zamanda küresel etkiye sahip jeopolitik unsurdur. Zira Hürmüz Boğazı, yılda neredeyse 600 milyar dolar değerinde enerji ticaretinin jeopolitik odağıdır.
Nitekim bilindiği gibi petrol yalnızca İran’dan değil aynı zamanda Kuveyt, Katar, Irak, BAE ve Suudi Arabistan gibi diğer Körfez ülkelerinden de gelmektedir.
Tüm bu nitelikleriyle Hürmüz Boğazı, İran’ın kullanabildiği en etkili silahtır. Bu silahtan sonuna kadar yararlanmak isteyeceği de aşikardır. Üstelik Babül Mendep Boğazı’nın da İran uzantılı Yemen’deki Husi marifetiyle İran’ın Hürmüz silahına eklemleyebilme ihtimalini de unutmamak gerekir.
Bilindiği gibi Babül Mendep Boğazı’da Kızıldeniz-Suveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya ticaretinin can boğazı durumundadır. Hiç kuşkusuz Hürmüz’e bir de Babül Mendep eklemlenirse işler çok daha şiddetli hale gelir. Siz bir de Malakka Boğazı’nın da Çin hedef alınarak, ABD tarafından jeopolitik hamleye uğratılmasını düşünün, işte o zaman Çin için yeni bir pozisyon belirleme zorunluluğu belirir ki, İran üzerinden örtülü ABD-Çin çekişmesi örtüsüz hale gelir. Zira Malakka Boğazı’da Çin için ticaretin asla vazgeçilmez can damarıdır.
Unutulmamalıdır ki; jeopolitik sinir uçları birbirlerinden tamamen kopuk değildirler. Belli bölgeler için jeopolitik odaklar bileşik kaplar düzeneğiyle işler. Birine yapılan baskı diğerinde tepki verir niteliktedir. Hürmüz Boğazı jeopolitiği de aynı niteliktedir ve onu Boğazlar jeopolitiğiyle birlikte irdelemek gerekir. Hatta sadece deniz odaklı da değil aynı zamanda kara geçişlerini de aynı jeopolitik irdelemeye tabi tutmak gerekir.
Uzun sözün kısası, hergün farklı bir gelişmesine uyandığımız İran savaşında, en önemli eşik, en kritik kilit Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor.

