İran-ABD Savaşının Çin Boyutu

Paylaş:

İran Savaşı’nın düğümü belirsizliğini koruyor. ABD başkanı Trump’ın hararetli arzusuna rağmen İran tarafı müzakere zeminine şimdilik yaklaşmıyor. Zira İran için zaman faktörü, Trump’ın aleyhine işleyeceği öngörüsüne dayanıyor. Bilindiği gibi ABD Kasım 2026 ara seçimleri, ABD Başkanı Trump’ın başkanlık ömrünü belirleyici niteliktedir. ABD Kongresi’nin iki kanadında da çoğunluğun kaybedilmesi durumunda Trump için üçüncü ama bu defa çok daha riskli azil süreci başlayacağı anlamına gelmektedir. Trump’ın asla katlanamayacağı bu tablo mutlak surette tersine çevrilmesi bunun için de her yolun denenmesi Trump’ın en önemli konusu durumundadır.

İran ile ABD arasındaki müzakere başlığının en önemli konusu ise nükleer mesele görünmekle birlikte esasen İran’ın petrol varlığının çok daha önemli bir konu olduğunu söylemek mümkündür.

Bu noktada öne çıkan husus, İran üzerinden Çin’in enerji musluğunu kontrol edilmesi meselesidir. Bilindiği gibi Çin’in petrol ithalatının yaklaşık %40–50’si Basra Körfezi yani Suudi Arabistan, İran, Irak, BAE kaynaklıdır. Bu petrolün de büyük kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir.

Ayrıca sıvılaştırılmış doğal gazın(LNG) %30’u da Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e gitmektedir. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, İran’ın ihraç ettiği petrolün % 80’nini Çin satın almaktadır. Üstelik bu satış; piyasa değerinin altında olmak üzere petrolün yuan üzerinden karşılığında Çin’den imalat ürünleri alarak gerçekleştirilmektedir.

Çin için son derece hayati öneme sahip bu konuda; günübirlik hesap yapması, risklerini görmeden , buna dayalı önlemler almadan gelişmeleri tamamen ABD’nin ve İran’ın insafına bırakarak davranması beklenmemelidir. Çin’in özellikle dış politika stratejisi sabra dayalıdır. Bu özelliği, bugünden geleceğe yönelik bulunduğu durumu çok iyi hesap etmesine de imkan tanır.

ABD ablukası nedeniyle Hürmüz kilidinin Çin’e yansıyan olumsuzluğunu giderebilecek tüm araçları devreye sokacağına şaşırmamak gerekir.

Öncelikle ilk akla gelen Çin’in yüksek kapasiteli petrol stokudur. Ancak sadece buna güvenerek, rahat olması mümkün değildir. Alternatif yollara mutlaka başvuracaktır.

ABD açısından Hürmüz ablukası yoluyla Çin’i sıkıştırma arzusunun, sadece Çin’e değil, petrol arzı üzerinden oluşacak ekonomik krizin diğer aktörlere ve hatta ABD’ye de olumsuz yansımaları olacağını kabul etmek gerekir. ABD yurttaşı için yani ABD seçmeni için benzinin galon fiyatı, en hayati konudur ve dolayısıyla seçim sandığına yansıması kaçınılmazdır. Öte yandan Basra Körfezi’nin, Hürmüz’ün petrol ve LNG akışı ABD’nin, Çin karşısındaki müttefiklerini de olumsuz düzeyde etkileyecek düzeydedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde, ABD-İran denklemini diğer bir değişle ABD-İran müzakere zeminini etkileyecek faktörler ve aktörler süre uzadıkça artmaya ve etkileri çok daha belirgin hale gelmeye başlayacaktır.

Bu bağlamda özellikle Çin’in pozisyonu çok daha belirgin hale gelecektir. Zira tüm aktörler için olduğu gibi Çin için de ortaya çıkan enerji krizine karşı dayanma eşiği sonsuz değildir.