Eli kanlı,soykırımcı, çocuk katili Netanyahu’nun saldırganlığı sınır tanımıyor. Uluslararası sıfatı taşıyan hiç bir kurumun durduramaması, insanlık adına hiç bir gücün engel olamaması, pervasızlığını,azgınlığını daha da artırıyor.
Gazze’de ateşkese rağmen soykırımcı, işgalci siyonist İsrail’in saldırıları hiç eksilmedi. Nerdeyse hergün şehitler veriliyor, ayakta kalabilen yıkık dökük hastaneler yaralılarla dolup taşıyor. Katledilenlerin sayısı kadar cansız bedenler, enkaza dönmüş Gazze’nin yıkıntıları altında çıkarılmayı bekliyor.
10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana soykırımcı, siyonist İsrail’in saldırılarında 1445 kişinin şehit oldu, 5 bin 72 kişinin yaralandı.
Gazze’nin yok edilmesini hedefleyen, alçakça saldırılar, yüzbinlerce insanın katliamına doğru duraksamadan devam ediyor. Soykırımın klasik tanımının ötesine geçerek, Filistin’de soykırım sürüyor.
Sadece yerle bir edilen Gazze’de değil, aynı zamanda Batı Şeria’da da sürüyor.
Filistin topraklarında yıllardır, zulümle, katliamlarla yeni alanları gasp eden sömürgeci emperyalizmin terör karakolu İsrail, soykırıma dönüştürdüğü saldırılarıyla Filistin’i haritadan silmenin şer hevesinde. Bırakınız iki devletli çözümü, Batı Şeria’nın tutsak yönetimini bile hazmedemez durumda. Tamamen yok etmenin, Filistin’i bütünüyle ortadan kaldırmanın çabasında. Bu gözü dönmüşlüğün vardığı nokta, insanlık adına hiç bir çabanın işe yaramadığı acı bir gerçeğe işaret ediyor.
Bir nebze hiç değilse belki biraz işe yarar diye çocuk katili Netanyahu’nun yakında yapılacak seçimi kaybetmesine bel bağlanmış durumda. Seçimin sonucu ne olursa olsun sonuçta Filistin’e yönelik bakışı değişmeyeceği de aşikar. Yine de bir nebze saldırganlığın dozu düşürülebilir beklentisi dikkat çekiyor.
İsrail’in eski başbakanı Ehud Barak 27 Ekim’de yapılacak seçime ilişkin olarak Netanyahu için;” seçimleri erteleyebilecek bir savaşa girmenin altyapısını hazırlıyor” demiş. Barak, Netanyahu’nun kolayca yalan söylediğini belirterek, ” Netanyahu’nun 27 Ekim’de dönmemek üzere iktidardan gitmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” ifadesini kullanmış.
Görüldüğü gibi Netanyahu’ya yönelik İsrail’in iç bünyesinden gelen tepkiler dahi herkes için bir umut işareti sayılıyor. Netanyahu’suz İsrail’in, bölgese terör estirmekten, işgallerden, katliamlardan tamamen vaz geçerek, Filistin’e yaşam şansı vermesi, iyi kötü bağımsız bir devlete kavuşmasının yolunu açması iç bünyesinin kararıyla öyle kolayca mümkün değildir. Bunun hepimiz farkındayız ama gelen gideni aratır deyimini de gözardı etmeden yine de çocuk katili, soykırımcı Netanyahu zaliminin yenilmesi elbette temennimizdir. İnsanlığın beklentisidir.
