FETÖ’nün karanlık izleri

Paylaş:

Geçmişe ait birçok dosyada FETÖ izi bir bir ortaya çıkıyor. Bir süre önce Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun dosyası yeniden açıldı ve ölümünde FETÖ’nün izi çok daha belirgin hale geldi.

Şimdi de eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüne ilişkin dosya yeniden ele alındı ve önemli kanıtlarla soruşturma süreci boyutlanarak, devam ediyor. Şu ana kadar yapılan soruşturma kapsamında 4 tutuklu şüpheli ve bir de firari kişi bulunuyor. Firari olan kişi; Kozinoğlu’nun ölüm tarihinde yani 13 Kasım 2011’de Silivri cezaevinde infaz memuru olarak çalışıyordu ve hücresinde fenalaşan Kozinoğlu için basılan acil durum butonuna cevap vermediği gibi, diğer infaz memurlarının butonun sesini duymalarını da engellediği biliniyor. Daha sonra da yurtdışına kaçıyor.

Bu süreçte çok dikkat çeken bir başka hususta, FETÖ bağlantısı olan ve halen tutuklu bulunan eski MİT mensubu Enver Altaylı’dan ele geçen belgelerdeki çarpıcı bilgiler. Bunlar arasında FETÖ elebaşı Gülen’e yazılmış bir mektupta Kozinoğlu hedef gösteriliyor. “Muhterem Efendim” diye başlayan mektupta,

Kozinoğlu’nun, Özbekistan’daki FETÖ okullarının kapatılmasındaki rolü konusunda Enver Altaylı şunları söylüyor;

“Özbekistan’da Şenkal Atasagun’un Özbekistan görevlisi olarak çalışan Kaşif Kozinoğlu, terfi ettirilmiş ve merkezi Taşkent’te bulunan, Orta Asya istihbaratını koordine etmekle görevli büronun başına getirilmiştir. Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı adı geçen bu şahsa aittir”.

Aynı mektupta Altaylı, FETÖ elebaşı Gülen’e Kozinoğlu için şunları ifade ediyor; ” zat-ı alilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesiyle 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır”. Altaylı FETÖ elebaşına Kozinoğlu’na ne yapılması gerektiğini de söylüyor, diyor ki; “Başbakan müsteşarı nezdinde teşebbüste bulunarak, Kaşif Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir. Ancak Başbakan’ın böyle bir inisiyatif kullanacağı kanaatinde değilim”.

Altaylı yine Kozinoğlu için MİT Müsteşarı olmaya çalıştığını iddia ederek; “eğer böyle bir şey olursa, Allah memleketi, devleti, Fethullah Hoca Efendi’yi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur” diyor.

İşte tüm bunlar, Kozinoğlu’nun neden FETÖ’nün hedefi olduğunu ortaya koyuyor. O dönem örgüt mensupları harekete geçiyor ve ele geçirdikleri yargı eliyle yürüttükleri kumpas soruşturmalarına Kozinoğlu’nu da dahil ederek, diğer bir çok kişide olduğu gibi uydurma gerekçelerle tutuklanıyor. Cezaevindeki geçirdiği 8 ay sonra, tam da duruşmaya çıkmasına bir iki hafta kala hücresinde fenalaşıyor ve türlü engellerle tıbbi müdahale edilemeden hayatını kaybediyor. Duruşmaya çıkabilseydi çok önemli bilgiler vereceği biliniyor.

Şimdi Kozinoğlu’nun mahkeme kararıyla kabri açıldı ve feth-i kabir işlemi yapıldı. Çarpıcı bir durumla karşılaşıldı. Ölümünün üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen, vücut bütünlüğünün bozulmadığı ve kefenin sağlam kaldığı tespit edildi.

Bu durum şüphesiz adli tıp ve soruşturmanın süreci açısından çok büyük bir öneme sahip. Şüphe edilen zehirlenmenin tespiti için çok daha fazla imkan sunuyor.

Bir yandan adli tıp süreci devam ederken, bir yandan da savcılık soruşturması derinleşiyor. En son olarak, o dönemin çok izlenen “Kurtlar Vadisi ” isimli tv dizisinin senaristleri de ifadeye çağrıldılar. Bu noktada çok çarpıcı. Zira dizinin bir bölümünde Kaşif Kozinoğlu’nu temsilen “Kazım Kaşifoğlu” karakteri yer alıyor ve dizideki kurgusal ölüm senaryosu ile gerçek ölüm hadisesi arasında çarpıcı benzerlik ve zamanlama yer alıyor. Adeta bu dizi de Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü ve ölüm şekli önceden biliniyor.

Şimdi bu şok edici benzerliğinde sebebi ortaya çıkartılacak.

Daha birçok şüpheli

ölümde FETÖ’nün izi ortaya çıkabilir. Esasen bu konuda daha bir çok dosyanın ya yeniden açılması ya da yeni açılması söz konusu olacağa benziyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu konudaki yılmaz savaşcı ruhu büyük güven veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarsılmaz sağlam iradesine sırtını yaslayan yılmaz savaşcıların varlığı, FETÖ ‘ye ve Türkiye’nin tüm hasımlarına ve uzantılarına karşı mücadelenin en güçlü teminatıdır.