CHP’de yaşanılan kriz giderek derinleşerek boyut kazanıyor. Mahkeme kararıyla Genel Başkanlığa oturan Kemal Kılıçdaroğlu, belirlediği çalışma grubuyla parti içi hamlelerine başlamaya hazırlanıyor. Bu kapsamda Kılıçdaroğlu için esas olan, partide yaşanılan yolsuzluklara karşı sonuç alıcı, etkili hamleler yapabilmektir. Bunun için öncelikle parti içi disiplin süreçlerini işleterek, sonuç almaya çalışacağı anlaşılıyor .
“Arınma” süreci olarak nitelendirdiği bu sürecin başarıya kavuşması için Kılıçdaroğlu’nun önemli bir süreye ihtiyacı olduğu çok açık. Kuşkusuz bunun için sadece süreye değil, siyasi desteğe de ihtiyacı bulunmaktadır. Parti içinde giderek derinleşen ayrışmanın partide daha az hasarla aşılması sürecin siyaseten çok iyi yönetilmesine bağlıdır. Şu anda gelinen aşama, iki başlılığa kilitlenmiş durumda.
Özgür Özel ve ekibi genel merkezden ve genel başkanlıktan mahkeme kararıyla kopmak zorunda kalınca, karşı hamle olarak, partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gurubunu genel merkez , TBMM Grup Başkanlığını da genel başkanlık gibi kullanmaya başladı. Böylece mevzisini TBMM olarak belirledi. Bu mevziden Kılıçdaroğlu’na karşı hamlelerine girişti. En büyük çabası da partiyi gecikmeden kurultaya götürebilme yönünde. Bunu Kılıçdaroğlu ile anlaşmadan yapabilmesi çok güç. Bu konu iki tarafın en uzlaşmaz ayrışması durumda. Özgür Özel ve ekibinin derdi, derhal kurultayla Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla elde ettiği genel başkanlığı elinden almak. Buna hukuki zemin imkan verdiği ölçüde Kılıçdaroğlu asla imkan tanımayacak. Zira yeterli sürede hazırlanmadan yapılacak hızlı kurultayla kazanamayacağını çok iyi biliyor. Göz göre göre buna imkan tanıması beklenemez . Elbette sonuna kadar bir yandan parti için arınmayı gerçekleştirmeye çalışacak, öte yandan da kurultayı garantiye almaya gayret sarf edecek.
Özgür Özel ve ekibi de parti içi direnci en üst noktaya taşıyacak ama direnicin başarılı olmayacağına karar verdiklerinde yeni bir siyasi oluşuma adım atacaklardır. Bu adım elbette yeni bir parti kurmak veya oluşturmak olacaktır.
Bu ayrışmanın bir diğer boyutu da Kılıçdaroğlu tarafından vurgulanan FETÖ ve dış uzantılar konusu olabilir. Kılıçdaroğlu ortaya attığı bu vurgunun takipçisi olurda konuyu derinleştirebilirse , Özgür Özel ve ekibini sadece yolsuzlukla konusunda değil aynı zamanda siyasi zeminde de hedef olmaya başlayabilir.
En son olarak çarpıcı biçimde Kılıçdaroğlu ve Özel yazdıkları iki ayrı yazıda ilk defa siyasi içerikli bir ayrışmanın görüntüsünü yansıttılar. Özgür Özel ABD’nin Newsweek Dergisine ABD’den medet uman bir yazı yazarken, Kemal Kılıçdaroğlu ise Teori dergisine ABD sorgulaması içeren bir yazı kaleme aldı. Bu farklılık, iki isim arasında parti içi ayrışmanın siyasi zemini olarak da belirebilir.
Ancak şurası kesindir ki, her iki tarafında uzun yıllarca süren beraberliği bir çok konuda iç içe geçen gelişmelere yol açtığı için karşılıklı suçlamalardan da kolayca sonuca varılması oldukça zor görünmektedir.





