Terörsüz Türkiye hedefinde sonuç alınmaya çalışırken sürecin baltalanması için uğraş verenler de büyük bir çaba içerisinde. Sömürgeci emperyalizmin ve soykırımcı Siyonist çetelerin bugüne değin piyonluğunu yapanlar bugün de görevlerinin gereği olarak sürecin seyrini değiştirmeye, mümkünse süreci engellemeye çalışmanın gayretindeler.
PKK terör örgütü elebaşlarından KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat’ın “PKK kadroları, bu Hareket’in kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim” sözleri tam da bu şer amaca hizmet ediyor. Aynı şahıs daha önce sembolik silah yakma gösterisinde en önde gelerek silahını yakanlar arasındaydı. Küresel efendileri tarafından kulağı çekilmiş olsa gerek ki, şimdi Türkiye’yi hedef alan çirkin sözlerle süreci baltalamaya çalışan bir role soyunmuş görünüyor.
Öte yandan Suriye PKK’sının atması beklenilen adımların bir türlü gerçekleştirememiş olması da, aynı şer iklimin ürünüdür. Hiç şüphesiz tüm bunlara çok da şaşırmamak gerekir. Düşünün ki; sömürgeci emperyalizmin ve soykırımcı Siyonizm’in yıllardır soldukça suladığı, para, silah, insan gibi her türlü ihtiyacını karşıladığı, saha hakimiyetinin sek ve idaresini yaptığı bir örgütü sahadan tamamen silinmesini hiç ister mi? Esasen istemeyeceği beklenen ve bilinen bir gerçektir.
Türkiye’nin verdiği mücadele sömürgeci emperyalizmin işgalci, soykırımcı Siyonizm’in tüm şer hamlelerine ve kirli hedeflerine rağmen verilen kararlı bir mücadeledir. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, gerekse MHP lideri Bahçeli’nin ilk günden bugüne tüm açıklamalarında bu gerçek hep dile getirilmiştir. İki lider de daima emperyalizme işaret ederek, onun ve tüm maşalarının Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşmaması için her türlü sabotaja, fitne-fesat çabasına işaret etmişlerdir. Öte yandan Irak’ın kuzeyinden Mesud Barzani’nin Cizre’de katıldığı sempozyuma beraberinde eli silahlı üniformalı kendi güvenlik elemanlarını da getirmiş olması, tepkilere yol açmıştır. Başta MHP lideri Bahçeli, Mesud Barzani’nin Şırnak’ta katıldığı sempozyumun “şova dönüştürüldüğünü” belirterek; “Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hak ve hukuku çiğnenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarına taammüden saldırıdır” değerlendirmesini yapmıştır. Bunun üzerine Mesud Barzani Ofisi’nden Devlet Bahçeli’yi hedef alan çirkin sözlerle bir açıklama yapılmıştır.
Tüm bunlar gösteriyor ki sadece Türkiye’nin değil, bölgenin terörden arınması sömürgeci emperyalizmin işgalci ve soykırımcı Siyonizm’in bölgedeki etkinliğinin zedelenmesi anlamına gelecektir. Bunun içindir ki, küresel efendilerinin etkisinden, yönlendiriciliğinden çıkamayanların derdi, Türkiye’nin ve bölgenin terörden arındırılması hedefinin baltalanması ve engellenmesidir. Tüm bu şer çabalara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin ifade ettikleri gibi bu sürecin hedeflediği noktaya gelinmesinde hiçbir kuvvete boyun eğilmeyecektir. Esas olan tüm mazlum halkların kardeşliği ve onların iradeleriyle tesis edilecek olan barış içinde gelecek umudu taşıyan, istikrarlı bir yaşamdır. Bu sürecin en zorlu aşamasında olduğumuzun farkındayız. Farkında olmak, çözümün yarısıdır. Kalan yarısı ise; inanç, direnç, azim ve kararlılıktır. Bunun için de devlet- millet birlikteliği esastır.
Başaracağız…
